Yazdır

Toplum ve Kadın.

Yazar: Administrator Aktif .

 

misyonElif ORHAN

"...Böyle çağrıların olmasına değer verilmeli, tamamiyle olmasa bile çoğalarak uzakta görünen barışa bir adım  belkide yaklaşılmış olunur.."


Toplum ve Kadın..

 

Toplumlarda kadına biçilen  çeşitli  misyonlar vardır..

Kadın  insan olmasının ötesi annedir, duygusaldır…

Şevkat beklenen ve acılar karşısında  rahat ağlıyan, çözümü içinde çırpınandır..

Olay-olgulara karşı  daha fazla duyarlı, içinde yaşıyan, en önde etkilenendir..

Evet ya,  kadın  ‚anne’dir.

Biliyoruz ki;   çocuğunu karnında taşıyıp   sonrada dünyaya getirmesiylede  görevi bitmiyor..

Acısını-sızısını çekiyor...

Koruyor, kolkanat olur, kendinde veriyor...

Yani çocukları için  aynı zamanda sığınak ve  toplumun da  güvencesi olarak tanınıyor..

Kadın toplum-ailede fedakarlığın ve  vericiliğin adresi olarak käbul görülür...

Kadın-annelerden  beklenen, yüklenilen anlam bu..



Dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan savaş-yıkımlarda en fazla  acı-tahribat ve yok oluşlar  annelerin payına düşüyor..

Ayrıca sunuda görüyor-hisediyoruz  ki  annelere biçilen bu misyona  toplumun duyarlı kesimi sahiplenirse barışa giden yolun taşları bir nebzede olsa yavaştan  döşenir, bunlarda az şey olmasa gerek..

Bugün gazetelerde  şöyle bir haber ve  fotoğraf gördüm..

„Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Arakan'da zor koşullardaki Banduba Kampı'nda kalan Rohingya Müslümanlarını ziyaret etti.
Bu sırada Emine Erdoğan'ın da gözyaşlarını tutamayarak ağladığı görüldü.“

Ve okuduğum bir  başka yazıda; bir bayan arkadaş  coğrafyamızda yaşanan savaşın yarattığı zülüm-tahribatı anlatırken burada kadın-anne olarak Türkiye Başbakanın eşi Emine Erdoğan’ın neden sesiz kaldığını ve taşıdığı kadın-anne misyonuna dair beklentilerin olduğunu vurguluyordu...

Yine arkadaşın bu çağrısına   nedenleriyle karşı çıkanlarda olmuştu..

Bence iki tarafın getirdiği argümanlar farklıda olsa bir yerde örtüşüyorda..

En önemli nokta Emine Erdoğan’ın kadın-anne olması..

Dünyanın bir başka diyarında yaşanan haksızlık, yaratılan zülüme ağlıyan yanıbaşında olan tufanıda görmesi gerekir..

Bu konuda taşıdığı kadın-anne misyonu tekrar tekrar hatırlatmanın kimbilir belki faydası olur ..

Karşı çıkanlar olsada bence  bu konu önemli..

Toplumun bir çok kesiminde yine  buna benzer  düşünceler hakim..

Böyle çağrıların olmasına değer verilmeli, tamamiyle olmasa bile çoğalarak uzakta görünen barışa bir adım  belkide yaklaşılmış olunur..

Göle maya çalan Nasretin Hoca misali, ya tutarsa, beklenti  bu..

Bu kör savaşın gidişatı, vurulan çocuk-insanlar, oluşan tahribatlar  konusunda özelikle Emine Erdoğan gibi  iktidarı elinde bulunanların yakını olanların sesiz kalması tabiki sorgulanması iyidır....

Onun taraf olması,   ait olduğu sınıf, toplumsal olaylara karşı ilgisiz olduğu bilinsede  böylesi çağrılar olumlu  ve   giderek çoğalmalı da..

Ayrıca bu çağrıya bende birey olarak sesimi katıyorum, tabii ki kadınlar, anneler ve tüm insanların destek sunması gerekir ki bu yaşanan  bu toplumsal yıkım son bulsun..

Acaba durur mu, belki..!

Emine Erdoğan bu  savaşta  bir  „taraf“  ve ötesi toplumsal olaylara  ilgisiz, ait olduğu sınıf yaşanan yıkımlara karşı sesiz....

Ve biliyoruz ki   bugüne kadar  onun ait olduğu bir avuç zümrenin canı yanmadı, savaşın getirdiği zulümü yaşamadı ve ilgisiz kalmalarının nedenide bu..

Evet, Emine Erdoğan kadın-anne..

Fakat o bir taraf..tüm mesele bu..

Bu savaşın ona getirdiği bir kayıp yok..tam aksine oluşan kaostan pay alandır..

Onun içinde sesiz kalmaya mahkum..

Yinede „kadınların, annelerin çağrıları olmalı“ diyorum..

Çocukların ölmeyeceği günlerin yakın olması  hatırı ve dileğiyle..

Elif ORHAN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile