Yazdır

Her Ülkenin Bir Azizi Var(miş)

Yazar: Administrator Aktif .

 

yavrusuElif ORHAN

"Bizim diyarlarda nenelerimiz dua ederken önce zorda, darda, hasta, biçare ve her kim zulüm yaşıyorsa ona koruma-yardım diliyordular ve  en sonda kendi yakınları için kutsalına yakarıyordular "

Her Ülkenin Bir Azizi Var.

Bugünlerde içimde yazı yazmak  geliyor, hemde davanılmaz bir yazma isteği..

Sonra elimi klaviyenin tuşlarına uzatınca sanki parmaklarıma ateş değmiş gibi  yanıyor..

 Ve geriye çekiyorum, kaçırıyorum..

Neden mi?

Ülke gündemini basında izliyorum, bunlara  anlatım ve duyumlar da eklenince tam bir  hasar, felaketin getirdiklerin çetelesini tutan ve kendince sevinen, narasını atanlara bakıncada insanın kanı donuyor.

 Hangi gezegen bu,  yada  uyumayan çocukları korkutmak için kaf dağın gerisindeki korkulu massalar mı bunlar,  zira tümden benzeşmiş..


Bu durumda ne yazılır, baktıkça gündeme insanın başka gezegene nasıl gidilir arayişı ve kaçma isteği doğuyor..
 
İnsanlar ölüyor, kan akıyor ve kim hangi taraftan kaç tane  daha fazla vurmanın garip bir hesabını yapıp üstünlük olarak sayıyıyorlar.

 Bununla güçlü olduğunu yüz ifadesi ve ses tonuyla saklamadan gösteriyorlar.

Baktıkça, dinledikçe insanın kanı donuyor....

Eskiden yazdığım bir yazımda aşağı yukarı  bunları örneklerle dile getirdikten sonrada demiştim ki;

“İnsan yaşamı değerli, tüm değerlerin üstü ve ben bir ülke için kendi çocuğumu feda etmem, başkasının çocuklarında ölmesini istemiyorum“ şimdi dönüp yazıma ve yüreğime tekrar  baktığımda evet aynı yerdeyim..

Geçenlerde Sayın Can Dündar’ın bir yazısı vardı, ne güzel-doğru yazmıştı, bir okudum ve tekrar okumak için kesip bilgisayarın yanına iliştirdim..

Ne diyordu yazısında „cenazelerin hep gecekondu, yoksul ve  kimsesizlere ait olduğunu.“
Vatanı korumak nedense tarihten günümüze  kadar dünyanın her tarafında yanlızca yoksul aile çocukların görevi olmuş..

Sefasını sürmek, yönetmek, sahibi olmak da  elit bir kesime ait..

Yaman bir çelişki bu.

Korkunç olduğu kadar korkutuyor..

Zulüm karşısında makul davranmak, yazmak ve düşünmek zor mu zor, nasıl, nerede başlamalı, tam bir karabasan..

Bir ülkede hergün gencecik canların toprağa düşen cansız bedenleri yanlızca  onları doğuran anne, emek veren babaların yüreğine  vurgun vurmuyor..

O topraklarda yaşayan herbirinin ruhunda ağır kırılmalar oluşuyor,  büyütüyor, umutsuzluğu hakim kılıyor.
Bunun getirdiği  travmaların hadi hesabı yok..

Ne olacak, nereye kadar sürecek, kimse buna cevap doğru dürüst vermiyor, verme cesaretine  girmiyor..
Tuhaf bir zaman dilimi olmalı bu, karanlık bir devir ve  devasa korkular hakim..

İki tarafta insanlar vuruluyor, ocaklar sönüyor, canları yananlar feryatı figandalar..
Görünen tablo ürkütücü.
Ekilen kin-öfke-nefret tohumları hızla, sınır tanımadan büyüyor..

Öyle bir hal almış ki, Sırrı Sakık oğlunu kaybediyor buna „iyi olmuş“ diye yazılıp-çiziliyor..

melekyuzluBizim diyarlarda nenelerimiz dua ederken önce zorda, darda, hasta, biçare ve her kim zulüm yaşıyorsa ona koruma-yardım diliyordular ve  en sonda kendi yakınları için kutsalına yakarıyordular ..

Şimdi  toplumda  müthiş bir yok etme-öldürmeyi karşıdakina reva  görme var…

Ürpertici ..

Gencecik insanlar kurşun-bomba ile parçalanıyor ve  toplum sesiz...

Buna tepkilerin olmaması  korkunç, inanılmaz..

Bir ara yeni anayasa derken devletin yeniden tüm kurumlarıyla demokrasiye doğru şekileneceği umudu toplumun tüm kesiminde olduğu kadar biz dünyanın bilmem neresine yaprak misali savrulanları bile umutlandırmıştı.

Şimdi gelinen noktada çözümsüzlük-umutsuzluk ve kanıksama  herbireyi sarmış durumda..

Getirilen   ucuz çözümler var, ancak tarafların-bölge insanın  rağbet etmediği de  aşikar..

Başaşağıya giden kör gidişat durdurak bilmiyor ve  iyileştirme umutlarını  önüne katıp karanlıklara doğru sürüklüyor.

Genç bedenler cansız toprağa düşüyorlar.

Yürek burkan görüntüler dayanılmaz, dehşet saçıyor..

Devletin en tepesindeki ve giderek diğer yetkilerler karşı tarafta  ne kadar çok kişi öldürdüklerini böbürlenerek açıklıyorlar, diğer tarafda aynı durumda, kaç asker vurulduğunu söylüyor aynı uslupla..

İki tarafta vurulanların anne-baba-yakınları ağlıyor, ocaklar sönüyor,  bunun travmasını, yıkımlarını hesaplamıyorlar..

Büyük bir açmaz ki kapanması oldukça zor..

Sayın Sırrı Sakık en acı gününde şunu demişti;

  “Her ülkenin bir azizi var.“

Dilerim, evet dilerim ki  bu aziz en kısa zamanda, zaman kaybetmeden, daha çok yıkımlar olmadan yaratılır..

Temenim bu..

Elif ORHAN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile