Yazdır

Kırmızı Bir Karanfil

Yazar: Administrator Aktif .

Elif ORHAN

"...Sakine mi ?.. O, Dersim diyarının bir başka masalıydı..."

 Kırmızı Bir Karanfil

Yazı yazmak bir yaşam biçimi olur bazen, yürekten birikenlerin kendisine yol bulması, kulaklara haykırmanın en keskin yöntemi.

Ses ne kadar yüksek olsa bile yazmak kadar keskin ve duyulmaz.

En iyi ifade biçimidir yazmak ve yayılır her bir harf evrene, taa ki hedefe ulaşana kadar.

Sonra kalıcıdır, kaybolmaz  konuşma gibi, istenirse kaç gelecek öteye kadar duyulur her anlam yüklenen sözcük.

Yankı yapar demir kapılı kilitlerin ötesine.

Gün gelir zorbaların karşısına her harf bir kılıç kadar keskin kesilir.

Yazma olayını hep sevmişim, yazmadığım zaman kendimi garip bir ruh  içinde görüyor ve “neden-niçin“leri sorgularım dur durak bilmeden.

Bazen günlük gazete ve  haberleri dinlemeyip kaçırırsam  bir yanım eksik kalıp bana küs küs  bakar duygusu gün boyu peşimde dolaşır.

 


Kaç zamandır yalnızca kendim için, yüreğime hitap eden kalemin peşi sıra yürüyorum, yazdıkça zulada birikiyor karalanan satırlar bir bir.

Yazmak insanın kendisiyle yüzleşme, iç yolculuk,  olguları içselleştirme olup  böylelikle ruh zenginliği, olgunluğu da selamete çıkarır.

Ben böyle kendi iç alemime mektuplar döşerken dış evrenle kapıları ne kadar kapatsamda ses geliyor, zapt edemiyorum.

Evet biliyorum, yazılacak devasa şeylerin olduğu bir dönem olmalı ki çok sayıda tanıdığım, tanımadığım e-mail geliyor.

Son sürece dair, Sakine hakkında  neden yazı yazmadığım, Dersimli yanım adeta sorgulanıyor.

Her defasında parmaklarım klaviyeye uzandığı zaman bir yumruk gelip boğazıma düğümleniyor.

Ne yazayım, yazan o kadar çok ki, sonra ben öncesinde ve sonrasında hiç bir yerde Sakine’nin yanında bulunan da olmadım ve bu duygu adeta sığınak oluyor yazmama.

Bildiğim bir nokta da artık acılara dair yazmayı yüreğimin istemediğidir, galiba bir coğrafya olarak kanıksadık bunu epeyce.
Yinede gelip buluyor bir yerde o istenmeyen satırlar.

Seksen öncesi, daha cunta gelmeden aynı mahalede oturduğumuzdan dolayı bir kaç kez görmüşlüğüm vardı,  insanı yanına çağrıştıran tılsımlı bir çekim gücüne sahipti.

Sonra yakalandığını ve insan aklının alamadığı işkencelere karşı dayanıklığını anlatımlarda duyardım.

Tıpkı Dersim 38 soykırımın masalları gibiydi.

İlgiyle izlerdim ona dair bir kaç satırın yazıldığı yerlerde, ancak pek yazı yoktu, anlatımlar daha çok hakimdi.

Sonra Amed zindanındaki çığlıklar, direnişler dört bir yana yayılınca Sakine efsaneleşti, devrimci olmanın olmazsa olmazı,  direnişin sembolü oldu.

Evden ayrılıp örgütün ortadoğudaki Bekaa Vadisindeki kampına gittiğim zaman beni yönetime götüren arkadaş sormuştu, hangi ismi alacağımı.

Ben önceden hazırlamıştım, “Dersim“  dedim, arkadaş “Bu ismi alan var, başka isim almalısın“  söyleyince idolüm olan kişinin ismi dudaklarımda döküldü “Sakine“ demiştim.

Ona da gülerek “Sakine ismi var“ başka isim  deyince yüreğim burkulmuştu adeta.

Ve ona dair çokça yazılar, anlatımlar vardı.

 Onun zindanda yazdığı mektupları okurdum.

Nenemin anlatığı masalların her birinde varmış duygusu her defasında gelip karşıma dikiliyordu.

Sakine mi, bir başka Dersim diyarın masallıydı.

Benim ve tüm bayan arkadaşların idolü, masal kahramanıydı, efsaneydi devrimcilerin gölnünde.

Ne çok onun ismini alan oldu, her biri Sakine olmak, ona benzemek istiyordu.

 Kutsal bir dokunulmazdı.

Ve yıllar yılı kovaladı.
Geldiğim bu diyarlarda yıllar önce  onu bir kez gördüm, sevecen, kendinden emindi.

Gözlerine bakarken tanıdıktı taşıdığı hüzünle.

Gururluydu, başı oldukça dik ve tılsımlı bir çağrışım yayıyordu etrafına.

Dilinde dökülen her sözcük dolu doluydu, boş sözcüğe karşı cimri.

Hayranlık kadar saygı uyandırıyordu incecik endamı.

Arada konuştuğu Dersim dilinin güzel ahengi sarıp sarmalardi her bir dinleyeni.

Ve tekrar yıllar yılları kovaladı, onu bir daha hiç görmedim.

Ancak o hep masal kahramanı, direnen idolüm olarak yüreğimin bir yerinde saklı kaldı.

Ve bir gün ona dair o tanınmaz acı haber yayıldı dört bir tarafa.

Acının rengi var mı, ya çığlığın, ya yüreklerde kalan iz?

Kırmızı  Bir Karanfil.

Yüreğinde  inanmışlık, özgürlük tutkusu.

Başı dik ve ondan önce gidenlere karşı vefa.

Habersizdi cellatların ayak seslerinden, yüzünde  kırık bir gülüş ve şaşkınlık.

Sonra geride evrene bıraktığı yetecek kadar sesiz bir çığlık…

Kırmızı  Bir Karanfil.

İnsanlığın başı sağolsun.

Elif ORHAN

Yorumlar   

 
0 #1 Kirmizi bir karanfilHalim Kar 05-02-2013 14:08
Elif Orhan, öncelikle; bedeller ödemiş, sayısız kavgalara girmiş, işkencelere mazur kalmış Kürdistan'ın yaşayan bir Amazon'u dur.

Kalemi anaçtır, sevecendir, engindir, vede bütün bunların toplamı olarak, 'iyi yürekli, kalender, hümanist' bir yazardır.

Bizi, kendisine doğru çeken asıl neden bu yanıdır.

Çünkü, sayısız 'iyi yazan' yazarlar vardır AMA, kalemi farklı, vicdanı farklı yerlerdedir çoğunun.

Böylelerinin 'yazılarını' yinede okuruz (bu tiplere Sitemizde yer vermiyoruz) AMA, onlara 'övgü'de yapmayız.

Yazıları ile duruşlarını birbirinden ayırmak zorunda kalırız eleştirmek lüzumunu hisettiğimizde.

Tıpkı Engels'in veya Lenin'in 'Tolstoy' hakkında değerlendirme yaparken yazıları ile duruşunu farklı ele aldıkları gibi. (Tolstoy'un, 'romanları devrimcidir' ama 'kendisi Çar yanlısıdır...')

Elif Orhan, gerek kalemiyle, gerek yaşamdaki duruşuyla 'ortak bir bütünlük' sergileyen nadir insanlarımızdan biridir.

Kalemi neyse? Yüreğide odur!

Bu yüzden; 'Kırmızı Bir Karanfil' başlıklı yazısını, Elif'in Sitesinden ben alıp astım kendi sitemize, sitemizin misafirlerinin de dikkatini çeksin, okusunlar diye.

Bir VEFA yazısıydı bu ve beni çok etkilemişti duygusal yüreğiyle.

Her insan vefalı olamaz, kıymet bilmez.

'İnsani' yönleri ağır basan, kendinden önce başkasını düşünen, insana değer veren yüreklerin işidir bu dokunaklı satırlar.

Elif Orhan, insan gibi insan olan değerli bir yazarımızdır.

Böylesi vefakar ve kadirşinas insanlar özellikle günümüzde (yenilgi yıllarında) az bulunur.

Dalga kıran olmak yerine,bu insanlarımıza destek vermek bizlerin boyun borcudur, yanlız olmadıklarını bilsinler, diye.

Bitirirken:

Eline ve yüreğine sağlık Elifcan, başınsağolsun, diyor, acılarını paylaşıyoruz.

Halim Kar

Not; Sevgili Halim Kar'in bir önceki yorumu sitenin yapım aşamasında olduğu döneme denk geldiği için sistem tarafinda silinmiş ve bunun için kendisinde özür diliyorum.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile