Yazdır

Benim düşsel ülkem.

Yazar: Administrator Aktif .


Elif ORHAN

"...“Dünyayı bir gün Dersimli kız anlatacak ve herkes bu dünyayı daha çok sevecek.“

Benim düşsel ülkem.

Kaç zamandır güncele dair yazı yazmıyorum. Konu mu yok, var hem de öyle fazla ki şaşırıyorum neye dair yazacağımı, sonra elim bir türlü varmıyor yazmaya, yazsam da zulamda (heybemde) biriktiriyorum.

Kimi sözcükler rast gele yazılsa bile içerdiği anlam Munzur dağı kadar değer ifade ediyor, tek cümle, satır, sayfa bazen yetmiyor anlatılmak istenene yeterince.

Suskun kalmanın bir çığlık olmasına böylelikle inanasım da geliyor.

 


Dersim Soykırımın yapıldığı anma günleri birbirinin ardı sıra gelip geçti. Belki de bunu bekliyordum. Zira her yıl tekrarlanan aynı sözcükler de olsa kendi içinde bir kenetlemeyi, sahip çıkmayı da getirdi ki işte olağanüstü güzel, takdire şayan, bu gidişle savrulan mazlum Dersim halkı yeniden küllerinden kendini yaratıyor duygusu gelip yüreğime, mantığım da yer ediyor.

“Acı unutulmaz” demiş bir masal anlatan ve eklemiş ardından, “yalnızca alışılırmış zamanla.”
Dersim soykırımını bizim nesil kitap ve okul sıralarında değil, klam sandığımız nenelerimizin yaktığı ağıt ve anlattıkları masallar öğrendik.

Sonra kocaman, evrene sığacak, Munzur boyuna ulaşacak kadar upuzun suskunluk dönemi olmuş. Ve gün gelince usulca Dersim tarihin üzerindeki örtü aralanıyor Dapirlerin çığlıkları, ağıtları eşliğinde.

Altında çıkanları Dapirlerimizin bize anlatılan masal ve dillerinde düşürmedikleri ağıtları, gözlerinden aşağılara inen yaşlarla zaten biliyorduk.

Meğer ağıt ve masallar Dersim’in tarihiymiş.

Okul kitaplarında, resmi tarih de korku, Kaf dağın gerisindeki karanlıkların ismiydi duyduklarımız.

Dersim’in yazılı tarihi yoktu, karanlıkta kalması için üzerine kalınca, ses geçirmeyen bir örtüyle kapatılmıştı. Ancak Dapirlerimiz sessiz kalmayı kendilerine reva görmediler, ağıtlarla, masallarla anlatılar ve sonra dönüp baktık ki örtülen kara örtü Dersim tarihin üzerinde aralanıyor. Ve altında kan, gözyaşı, ağıtlar, yok oluş, talan ortaya çıkıyor.

Dersim tarihinin aydınlanmasında Dapirlerin anlattıkları masal ve yaktıkları ağıtların büyük payı var. Yazılmayan tarih onların dilinden çıktı ve giderek dünyada yaşanılan kırımı tanınmasına yol açtı.

Bir dost yazmış bana, bir kaç kelâmla. “Porsorikamın“ diye çağırdığı nenesinin ona söylediğini…
Sözü çok mu çok da sevdim, gurur okşayıcı, kulağa güzel geliyor, paylaşmak farz oldu, onurlandım...

“Dünyayı bir gün Dersimli kız anlatacak ve herkes bu dünyayı daha çok sevecek.“

Dersim her zaman benim sol yanım, kokusunu unutamadığım Dapirım, özlediğim Munzur dağında ışık veren güneş oldu. Hep sevdalı ve özlemle baktım Jarlar Diyarına dair ne gördümse, zira bir parçam, çocukluğum orada kalmıştı.

Tamamlanmayan anılarımın yarısı o topraklarda, Munzur’un bir yerinde, bir meşe ağacına renkli ipliklerin takılı dalda kaldı.

Ağıtların çığlık çığlığa yükseldiği ve bir o kadar da insanlığın yüceltildiği, eşitlik kavramını hayat bulduğu, itikadının özünde insanı ayırmayan, değer katan Dersim Diyarı baba-ana ocağım.

Dersim Benim düşsel ülkem; gün olur yüreğim avucumda düşerim yoluna.

Dersim bahar gülüşlü çocukların ülkesi.

Elif ORHAN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile