Yazdır

Bir Şekok Ağacını Bulana Kadar.

Yazar: Administrator Aktif .

 

giderdimElif ORHAN

"...._“Gün gelir ki mağlubiyeti yaşatanlar mahçupluğuda görecekler“


Bir Şekok Ağacını Bulana Kadar.

Kim demişti, bir başka dünyanın varlığını, yoksa ben mi düş görmüştüm,  bir bilebilsem gam yemem.

Öyle bir ince hatlarıyla anlatmış ki, nafile bir türlü silsemde silemem, aha böyle gözbebeklerime mıhlanmış.


Yani iki gözüm takılıp kalmışım.


Sana nerede, nasıl ve hangi sözcüklerle  meramımı anlatayım, suskunluğa da veremiyorum, yaparsam bu da mağlubiyeti peşinen kabul etmek olur,  işte  o zaman da taşıdığım bu asi yüreğe karşı mahçup olurum...


Yapamam bu haksızlığı…

Hal meselem bu oldu,  doğru  da demişler, insan önce  kendi söylediğine inanmalı,  kendine verdiği sözü tutmalı, sence de doğru dememişler mi?


Yoksa dünyanın bu kadar kederli, kirlenmiş, parçalanmış halini görmeme rağmen hala umutları saklı tutamazdım ki, iki gözüm buna  gücüm de olmazdı.


Ben kendimi az çok tanırım, değil mi?


Eğer iyi insanların varlığına dair umudu tümden tüketirsem inan bana, alır başımı giderdim.

Nereye mı, taa o gizemli diyarlarda bir şekok ağacını bulana kadar bu ayaklarım beni götürür....


Değersizliğin, vefasızlığın, gamazlığın hakim olduğu ortamlarda kalmazdım.


Zira bilirim ki;  kalmam benim mağlubiyetim olur, dedim ya, işte onuda kendime yapmam…


Yani iki gözüm  sen söyle, kendi isyancı yüreğime karşı nasıl muhçup olurum?


Kaçardım kaçabildiğim kadar…
Ve aklıma gelince de dönüp kendime şunu telkin ederdim;
_ “Sakin ol, bu yanlızca bir käbus, insan insani ve hem de can yürekte güvendiği, her daim koruduğu  tarafında yenilmez.“
Evet iki gözüm inan bana yanlızca bunu işte derim....


mazgirtinicindeYani canımın içi,  tamam biliyorum ki  artık gidenin arkasında bir taş su döken bulunmuyor...
Lakin kendime bu defa da şunu telkin ederdim;
_“Gün gelir ki mağlubiyeti yaşatanlar mahçupluğuda görecekler“ işte kendime bunu söyleyince nefesim artık eskisi gibi daralmıyor.
Haklıyım,  değil mi?

Belki doğrudur gördüğüm, etkilendiğim ve istediğim düşü görmüşüm.


O düşü görmeseydim,  sen ve başkaları da görmese, anlatılmasa, kim bir daha umut ışığını gözüne, dudağına, yüreğine saklar ki, değil mi iki gözüm, ha şimdi sen söyle, yoksa yine ben mı yanıldım?

Şimdi şöyle bakalım sen bu gidişatlara ne diyorsun, yoksa sesizliğe sığınmak mı lazım, yok yok iki gözüm artık sesiz kalmak bir çığlık olmaktan çoktan çıktı.

Sen sen ol çoğunluğa dahil olmak için o sol tarafında pır pır atana karşı mağlubiyeti kabul etme.


Asıl ona mahçup düşmen nefes almanı zorlaştırır.


Haydi bana şimdilik Eyvallah, tekrar buluşur konuşuruz iki gözüm, sağlıcakla kal.

…gün güneşe durmuş


yüreklerde tükenmeyen sevgi kırıntıları


çorak toprağa aldırmadan


filiz veren çiçeğin direngenliği


kırılgan yüreklere serpiştirilen umut


dudaklarda içten bir gülümsemeyle


ve bugün büyükçe bir


„Merhaba“ demeli insan…


Elif ORHAN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile