Yazdır

Anıların Pimini Çekmek.

Yazar: Administrator Aktif .

 

elif-asliElif ORHAN

 

".... hep kuralcılığıyla bilinen  ben kendime  kuraldışılığına  çıkma izni  verince içimde  tuhaf bir çocukluk sevincini ve gülüşünü hisettim.."

Anıların Pimini Çekmek..

Okullar tatil olup çevrem boşalıp giden gidene olunca bir an şaşkınlığa uğramış olmalıyım ki ne yapacağımı bilmemeyi yaşadım..

Halbuki bu tatilde kitap okuma ve yazıya kendimi hazırlamıştım..

Nafile,  kendimi tuhaf bir yanlızlığın içinde buldum..
Oldum bitti televizyonu sevmem, baktım okumada yetmiyor, sonunda kala kala  severek yaptığım uzun yürüyüşlerim  oldu..
Yinede tuhaf bir bunaltı sardı sarmaladı..

Erken kalkma alışkanlığını hep sevmişim ki gün uzuyor ve istediğim  her neise zamanım yetiyor..
Şimdi tuhaf bir usanmışlık önce ruhumu ve giederek bedenimi sarmış ve güne neyi sığdıraçagım derdi sarmış gibi...

Bu durum beni  huzursuz ediyorsada fazlacada  çabalamıyorum..

Bu duygu, gidişat  rahatsız ettiği için bu sabah uyanır uyanmaz hemen düşünmeye zaman bırakmadan kalkıp kahvaltı hazırlamaya başladım..

Aklımda çağrırabileceğim bir kaç dostumun ismi geçince  önce durakladım..


Yok bugün bu etrafımı sarmaya çalışan uyuşukluğa başka şekilde  savaş açmalıydım..

Ne mi yapabilirdim, ya Xızır insan yeterki istesin değil mi?

Acele kahvaltımı bitirip iki günlük bana yetecek kadar küçük bir valiz hazırlamaya başladım..

Yaklaşık üç saat uzaklıktaki bir eski arkadaşıma haber vermeden  ziyaret etmek için yola koyuldum..

Ne  olacak ki, en kötü ihtimal evde olmazdı, evin cıvarında bir yerlerde olacağı kesindi..

Sonra çalışıyor ve benim gibi yasaklı olduğu için ülkeye gitme şansıda yok..
Hem evde bulmasamda dünyanın sonuda olmaz,  yakın  yada bir kaç saatlik uzaklıkta başka bir dostuma gidebilirdim yada uğrayıp birlikte dönebilirdik..

Velhasıl hep kuralcılığıyla bilinen  ben kendime  kuraldışılığına  çıkma izni  verince içimde  tuhaf bir çocukluk sevincini ve gülüşünü hisettim..

Yani arada bir ne olursa olsun kişi kendine müsamaha etmeli ki o içinde boynu bükük kalmış çocuğu yaşatmalı..

Yoksa yaşam tümden tel örgüleri iyice etrafı sarıp sarmalıyor..

Yinede trenle gitmeyi göze alamadığım için arabayla yola çıktım..

Arkadaşlarım araba kulanmamı pek beğenmeselerde ben hele uzun yolculuklarda araba kulanmayı çok seviyorum..

Hesapladım,  molla vermeden üç saat sürerdi, ancak yollarda  kahve içmeyi sevdiğim için bir saat da kendime öyle zaman ayırınca dört saatlık yolum olacaktı..

Evde arkadaşım olmasa en kötü ihtimal yavaşça geri dönerdim, sonunda zaman sorunum yoktu, araba kulanmayı seviyordum..

Yani dışarda kalma riskimde yok, en kötü ihtimal yorulma veya bir aksilik oluncada bir otelde pekkala  kalabilirdim..

anilarimVe bugün terörist  yanım baskın çıkınca plansız,  sevdiğim klamlardan  oluşan cd,  biraz meyva ve su ile  kola koyuldum..

Yaklaşık dört yıldır durmadan söz veripde gitmediğim bu eski dostumu görmek beni sevindireceği kadar onuda sevindireceğini hisediyordum..

Gerçi bu aralar aramız biraz fazla iyi değildi..

Nedensiz biraz kırıklık vardı..

Fakat biz eski dostlar, paylaşımları ve uzun geçmişi olanlar için bu küsmeler  dostluğun  tadı tuzu sayılır..

Aynı süreçlerden gelen bir çok çok yakın dostumla zaman zaman tartışmalar, kopmalar, köprüyü atmalarım çok olmuştur..

Fakat hiç bir zaman kin-nefretimiz olmadı biribirimize karşı.. asla kem bir söz ve yakıştırma gibi şeylere de tenezül etmedik..

Zaman zaman belkide geçmişin omuzlarımıza yüklediği kırgınlık, acı ve hüzünlerden dolayı dostluğumuzu dondurduk..zira biribirimize nazımız geçiyordu..

Ve  tekrar başlamak iki tarafa da hep sevinç-mutluluk vermiştir..

Yani bıraktığımız yerde tekrar başlamısız..

Onun için arkadaşımla aramdaki  kırgınlığa aldırmadan sevinçle yola çıktım..

Ara ara yağmur yağmasına rağmen bir kaç yerde kısa kahve ve benzin alma molası dışında durmadım..
Yinede dört saatde ancak varabildim gittiğim yere..

Bir öğlen sonrası yağmurun yolları temizlediği, ağacların tozlarının aldığı ve  çiçeklerin güneşi selamlamaya durduğu anda dostumun kapısına vardım…

Kapıyı çalınca evde yoksa tedirginliğini ilk defa hisedip birazda hayalkırıklığıyla kapı ziline ikinci kez dokundum..ses yok…

Sabırsızca üçüncü kez zile dokundum, ses yok..

Hayalkırıklığıyla biraz geri çekilip eve bakıp geri dönüp ve ne yapacağımı daha düşunmeden kapı yavaşça açıldı ve karşımda o ağız dolusu gülüşlü çocuksu haliyle durduğunu görünce afaladım..

_“Sen yoktun diye geri gidecektim, kapı açılmadıki“ dememe gülerek “ pencerede geldiğini gördüm  de biraz kaygılandırayım, yani hep söz veripde gelmemenin bu kadar cezası olmalı“ demesine sevinçle karşılık verdim..

Ara sıra,  evet ya bazen  içimizde ki teröris yanımızın çıkışına izin verelim, ne olacak ki, kafamızda oluşan karakolların sonu gelmez, en kötü ihtimal geri dönecektim, ancak dönmeyince güzel bir dostla dostluğun perçinleşleşmesini yaşadım....

Gittiğim iki günü  arkadaşım zorla dört güne çıkardı ve anıların, hüzün demetin, yaşanmışlıkların pimini çektik, bazen bezen  de olmalı..

Değil  mi?

Ha biraz cesaret..

Elif ORHAN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile