Yazdır

Aslolan Yürektir.

Yazar: Administrator Aktif .

 

pitircikElif ORHAN

"....Umuda, umutlara sarmaş dolaş olmak için kaldır kollarını gecikmeden, bırak hüzünler düne  veda etsin.
 Yarın ışıklarla harmanlanmış kapıya dayanmakla acele ediyor."


Aslolan Yürektir.

Bahar Gülüşlüme.
Kaç vakit oldu, kaç ay mı,  yoksa yazılmayan  vakit kopuşun bir diğer tarifi mi, buna  işte yüreğim üşür, isyana durur, tahammül edemem.

Haa,  içini dökmek her kese de nasip olmuyor,   mektup yazmak güzel tınıları içinde barındırıyor, tıpkı  bir  kaçak çay molası kadar huzur verir.
Sonra civarında  her ne keder, tasa varsa sihirli değnek dokunuşuyla bir an olsun uzaklaşır.
Ancak  sende biliyorsun ki  anı ve özlemler hüzün veriyor.



Belki de her yaşadığımız an’lar kaçak olduğundan hep nasibimiz  bundan oldu.

Yazmak yakınlaştırıyormuş değil mi, yoksa “uzak olan gönülden uzak olur“ sözüne inanıp  aklıma düşmenle kağıt kaleme sarılmam  an olmazdı.

Korkuları bilirsin gün olur gerçeğine bürünür.

Ondan gerçeğin payını gözardı etmemeliyiz değil mi iki gözüm?

Yaramaz çocukluğumun deprestigi gün gelip kapıya dayanmasıyla ansızın farkındanlığımız apaçık ortaya çıktı tekrarında.

Suallere yer bırakmayacak kadar bana, sana  yakın mı yakın.

Elimdeki günlüğe çetelesini tuttuğum kayıp zamanı bırakmak bu olmalı.

Haa, bitimsiz  sevinçlerin kısacık anlara sıkıştığını biliyor olmak bazen iyidir.

En azında  tersi  zuhur edince  kırılmalar dibe vurmaz.

Belirsizliklerin, belkilerin seceresini tutmak neye yarar ki, sihirli bir değnekle üzerine dokunmak ne güzel oluyor.

Unutmam düşer de düşer aklıma günden güne.

Bir bilsen  o tılsımlı diyarlardaki umutlu gelişinin haberini, ne çok severdim bir bilsen. 

Umudun mavili renginde saklardım gözlerimdeki pırıltıyı.

Yasaklar ve zincirler, ne çok şeyleri alıp bizden götürdü,  yine de yemin olsun cümle aleme,  otuz iki dişimle ağız dolusu,  taa yürekten gülümsüyeceğim sana senin görebileceğin yerde.

Sakın tasalanıp dert etme bahar gülüşlüm, gün gelir elbet, yüreğimiz avuçlarımızda başımız taa göğe değecek kadar halayın başını tutarız.

Yasak ve zincirler o inanılmaz tınılara dayanamayıp eriyecek,  tıpkı alacalı çıraların içindeki fitiller gibi uzun ömürlü olmaz.

İçimizin derinliklerinde her  ne saklıysa gün gelir usulca dışarıya akar çağlayanları kıskandıracak kudretiyle.

Umuda, umutlara sarmaş dolaş olmak için kaldır kollarını gecikmeden.

Bırak hüzünler dün'e  veda etsin.

İnan bana, yarın ışıklarla harmanlanmış kapıya dayanmakla acele ediyor.

Varsın cümle alem bilsin, yer, gök şahit olsun, zincirler ve yasaklar gölgelesin gün ışığını, nafile.

elifBen inadına, senin göreceğin yerde ağız dolusu gülümsüyeceğim sana.

Ne demişlerse bırak onlara,  sen ve ben biliyoruz ki emirin demiri kesmediğini, yanlızca kısa bir kilitlemeyi getirir, açılmanın zorluğunu biz yüreğimizdeki sıcaklıkla aşarız değil mi, sorulacak sorumu benim, senin, onun.

Gün uzaksa ne olmuş, yakını da olur ve  çıkarız  zirvelere.

Geride kalıp gidenlere el sallamak kalır ki bu kabul görmez dost sofrasında.

Sonra, sen-ben biliyoruz ki aslolan yürektir.

Filmin sona gitmesine imkan yok,  zira  hep başa sarıyorum ki bulanık kareler silinsin hafızamda.

Bugün güveni, umudu güncemize vargücüyle  pompalayan çocukluğumuz var karşıda, dur durak bilmeyen umuda doğru yol alıyor gözleriyle.

Tekrar ediyorum duymayan kalmayacak kadar sesimi umudum gibi  yükseltiyorum ve   ağız dolusu gülümsüyeceğim sana,  yanlızca senin görebileceğin yerde.

Sevinçlerin dibe vurduğu an bu.
Yani hiç bu kadar sevinmemiştim.
Kederli diyarların iki çift gökkuşağıyla sarıldığını.
Kara bulutları delen güneşin dirençli yüzünü.
Çamur içinde lastik ayakabıyla oynayan
yara bere içindeki çocuğun umutlu gülüşünü.
Yani diyeceğim.
Hiç seni bu kadar özelememiştim bu sabah gibi.

Elif ORHAN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile