Yazdır

Ülkem de İnsan Manzaraları.

Yazar: Administrator Aktif .

 

lkemmanzaralariElif ORHAN

"....sararmış yaprağın yere düşmesine rüzgar temas etmese de o zamanı geldiği için  inişe mecbur, hiç bir güç onu o yükseklikte tutamıyor…"

 

Ülkem de İnsan Manzaraları.

İnsan yaşamı tıpkı ağacın dalında yaprağın filizlenip yere  inişi gibi çarçabuk geçtiği söylenilir.

Mutlaka  yolun başında sanılır ki çok uzundur.

Belki de bol tarafında harcadı, kırdı, döktü, değerini bilemedi, geldiği yer de  elinde taşıdığı değer de yoksa  işte yandığı o  olur.

Sonra   yaşadığı yılların bir yerinde başını çevirip seceresini çıkarır. İyi ve kötüleri.

Bir film şeridi gibi seyrine dalar da dalar…

Bazen hesap-kitap derken yüreği bir yerde sıkışır,  yine de o bir şekilde elinin tersiyle öteye itekler, derin bir iç çekip başlar  yaşadığı an’ların satırbaşlarında  geldiği yere kadar…

Hüzün verir, acı ve sevinç bir arada gel gitleri yaşatır.



Ben insan yaşamını sonbaharın yapraklarına hep benzetirim ve dolaşırken ağaçtan hafif bir temasla yayılarak yere gelişine  hüzün duyarım.

Aslında biliyorum; sararmış yaprağın yere düşmesine rüzgar temas etmese de o zamanı geldiği için  inişe mecbur, hiç bir güç onu o yükseklikte tutamıyor…

Genelik çevrede, yol ve taşıtlarda gördüğüm insanları, özelikle yaşlı olanları daha bir merakla izlerim.

Izlediğim görünenin ötesi, yüz mimiklerinden, gözlerin derinliği, dalgınlığından nasıl bir yol yaşamı sahibi olduklarının ip uçlarını ararım…


Ülkem de İnsan Manzaraları...

“…Na, na diyamin ez nagirim“

Evet, aynen bunları sorana diyor yüzün de taşıdığı bir ömürlük hüzünle.

Yolda gidişine gözlerim takılıyor bir süre...

Yok, yine çabaladım, olmadı, hiç yanılmadım-yanılmam da...

Bunun da tülbentinin ucu gözyaşı kokuyor…

Ne mi yaptım, valla bu kez yaklaşıp gözlerindeki yaşlara bakmaktan kaçındım…

Neden mi, yani iki gözüm baktığımda o gözlere dolan yaşların aslında kendi gözlerim olduğunu fark ediyorum…
Bunu anlatmanın sancıları da bir başka düşündürüyor...

Yani içinde dolanıyor dolanıyorum, bir hal çaresini bulamadığım gibi daralan yüreğime de laf geçirmem hayal oldu.
Yani iki gözüm hangi tarafa başımı çevirsem yaşlarla dolan gözlerimle karşılaşmak bilsen ne kadar beni zorluyor, bilemesin, anlatması da bir o kadar zorlaşmış durumda.

Bazen diyorum ki alıp başımı kaçayım, nereye mı, taa dünyanın bilmem neresine…

Ancak nafile, içinde yaşlarla dolu gözlerim benimle…ayrılmıyorlar…bir parçam, bütünüm gibi olmuş, sen benim dediklerimi hele bir düşün.

Gidişimin bir manası da kalmıyor, değil mi iki gözüm?

Onu bırakıp yola devamdı maksadım, ama lakin başka mı, benzer mi gözlerim  anılarım da çıkarıp karşıma getirdiği bir baskasını gördü.
Bu kez onun dediklerine kulaklarımı tıkamayı beceremedım…
Yok yok sesi  hırçın, öfkeli ve kırgın da değildi…
Söyledikleri dalga dalga cıvarıma kar tanelerin sesizliğiyle yayıldı.
Bak ne diyordu, hafızam da kalanı sana anlatayım..

dapirbu„Bizim diyarlarda yaşlılığın bir diğer ismini mi sordun, anlatayım da hangi sözcüklerle, yeterli gelir mi bilinen-söylenen ifadeler cigeramın?
Yaşlılık demek bizim cıvarda-bu devirde kimsesizliğin, yalnızlığın, biçareliğin ismidir…
Yok yok…
Az oldu, sevgisizliğin ta kendisi olur…
Sevgi olsaydi böyle duvar diplerinde, gözlerimiz uzaklara bakmayla yorulmazdı, kim ne derse desin bunun ismi sevgisizlik.
Insan sevdiğini yanlız bırakmaz değil mi?
Biraz düşün dediğimi, doğru mu değil mi?
Haa unuttum bak, bir de yoksulluğun ismidir, çok parası-malı-mülkü olan bu kadar kimsesiz, kolu-kanadı kırık, boynu bükük ve de sevgisiz kalmaz..
Görünen köy kılavuz istemez, degil mi?
Doğru değil mi cigeramın, haydi sende bir kelam et bu konuda…!

Keje ORHAN

Yorumlar   

 
+2 #1 Ülkemde insan manzaralarıKazım Zorlu 12-11-2012 12:44
İlk dört satırdan sonra öyküden kopuyorsun..Onu konuşturacağına ,onunla ilişkini anlatacağına,ya da onu anlatacağına yorumlamaya başlıyorsun..
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile