Elif Orhan

Yazdır

Elâ Gözlü Bir Çocuk Doğmuş.

Yazar: Administrator Aktif .

Elif ORHAN

"...Diyor ki;
“Ben gitsem bile geride bırakacağım dağ kadar sevgim ve götüreceğim özlemim var...“

Elâ Gözlü Bir Çocuk Doğmuş.

Yeni bir yıl  daha kapıya dayanmış.  Pür telaş bekleniyor. Bir kaç gün sonra başlanan yeni sene eskiyi geride bırakacak. Neyi  getirecek, farklılığını hep merak etmişim.

Bir biten gün bir sonraki  güne gebe ve mutlaka doğacak, sıradanlaşır. Acaba her yeni güne yeni başlangıçlar yapılır mı? Yeni doğan güne yepyeni hayat bassedilir mi?
Yoksa dünden bugüne sıradan bir geçiş mi, bunun farkındalığı var mi,  belki de.  O zaman yol alışlar daha muntazam, az kayıplı olur.

Başımı çevririp geçen yılla bakarken, daha çok geçen yıllar sıralanıyor. Ta ki unutulmayan günlere kadar.
Unutmak ne kadar iyi, ya da kötü mü, yoksa vefasızlığımı hemen çağrıştırıyor?

Geçene mazı denilirse de, kolay iz bırakmadan gitmiyor. Diyorlarmış yarayı zaman unuturur. Unuturmasa da kabuk  bağlamasını sağlar. Sonra iz kalsa bile incitmez, acıtmaz canı.

Yazdır

Vasiyetim ve bırakacaklarım.

Yazar: Administrator Aktif .


Elif ORHAN

"...Birazdan terasa çıkıp güneşe bakar ve ayırmadan tüm insanlar için gülümseyeceğim..."

Vasiyetim ve bırakacaklarım.

Tekrar alerji ve grip olmuşum.

Şimdi düşünüyorum da acaba ölecek miyim yakın zamanlarda ?

Ölüm yüzü soğuk…

Üşütür.

Halbuki ağız dolusu gülüşler gibi güneşi de hep sevmişim.

Yani ölüm bu, hele bizim diyarlar, bizim nesil  sözkonusu olunca hep sırasını şaştı da şaştı. Atladı hoyratca. Her birini masallının bir yerinde yakaladı da yakaladı acımadan. Hesap da sorulmuyor ki, yakasına yapışıp yolunu engelemek de nafile.

Hal bu olunca, ne me lazım, şimdiden vasiyetimi yazmam en iyisi galiba.

Bakıyorum kime ne bırakacağım, valla param olmadığı için onu bırakamıyorum. Lakin ondan da değerli nesneler var oldu hep hayatımda, ceplerim ve avuçlarımda.

Önce yüreğimdeki sevgiyi civarımda, yakınımda, yüreğiyle gülümseyen her birine tutam tutam dağıtacağım.

Yazdır

Gizemli Bir Gülüş Saklanmış…

Yazar: Administrator Aktif .

Elif ORHAN

"...Dersimli bir Çocuk bu, hangi masal kahramanım diye bir iyice bakıyorum etrafında yalın ayak dönerken.
Kirpiklerin arasına dünyayı mı, gök kubbeyi mi, yakıcı olduğu kadar umudu mu, güzelliği mi, yoksa hayat veren ulaşılmayanı mı hapsetmiş?"

Gizemli Bir Gülüş Saklanmış…


Dersimli bir çocuk karşı yamacın yanındaki patika yolun başında duruyor.

Adımları onu ışıl ışıl bir güneş gibi parıldayan Jar u Diyarına götürüyor.

Bir eli cebinde, diğer eli birçok rengi içinde barındıran yeleğini tutmuş ve dümdüz bakıyor, bakmak istediği her ne varsa.

Yüreğinde bir ışık gibi fışkıran düşünü taşıyor sıcacık bakışları.

Güzel gözlü Dersimli bir çocuk bu, yaşanmış mı, yoksa daha yaşanmamış masalların kahramanı mı, bulmaya çalışıyorum şaşkınca.

Etrafında yalın ayak dönerken arada başımı kaldırıp bakıyorum çakmak çakmak pırıltılı ela gözlerine, ne çok şey anlatıyor yaşananlara ve geleceğe dair...

Üşümüş hayatların izi onun duruşunda hiç yer almamış. Bilakis umut halkasını boynunda muska gibi taşıyor yarınki nesil için.

Yazdır

Sersala nu’da doğan bir çocuk Var.

Yazar: Administrator Aktif .

 

ORHAN-Elif ORHAN


“Sala nu“ geliyormuş ne güzel, kutsanmış çocuklar tekrar doğar, boy atar, mangal yüreklere sahip olurlar."


Sersala nu’da doğan bir  çocuk Var.

Küçük bir dağ köyü olup çokça kar yağardı.
Köy’den belirgin  bir kaç iz kaldıysa geriye bunların başında "ikrar“ dedikleri "misayıp, kirva“ ve doğaya karşı  insanların dua etmesi olup  hälä  hafızalarda yer alır…

Doğup büyüdüğümüz  bu diyarın  bir kaç kilometre uzağında bulunan  "Qeweve Sor“ dağın kardan adama dönmesi   önce aklıma gelir .

Öyleki bazen evleri görmek zorlaşırdı,  iki metre boyundaki duvar,   pencereleri içine alıp yutardı adeta ve soba başlarında  bir önceki yıl anımsatılarak anlatılırdı masal tadında.

Doğa ve insanlar değişti bir çok nedenle,  inatla değişime karşı duran  kardan adama dönen Qewere Sor tek kalmış geriye şimdilerde.

Köy’e bazen koruyucu, bazen güneşin doğuşunu engeleyen duruşuyla   bugüne dek  hiç bir değişime boyun eğmeden olduğu gibi kaldı inatla …

Sanki o dağ köyünü pençesine alıp koruyor, gölge ediyor ya da güneşin doğuşunu daha gizemli kılmak için oradadır.

Köyle bir bütün anıları süslüyor...

Yazdır

Kurulan Muhteşem Bir Düş.

Yazar: Administrator Aktif .

 

orhanElif ORHAN

"...mutluluk mutluluğu, keder kederi, öfke öfkeyi, nefret nefreti çekermiş ve böylelikle sayamadığımız nice karşıtlar bir birini.
Onun için sevgiyi, yalnızca sevgiyi çekmelisin deli yüreğim…“

Kurulan Muhteşem Bir Düş.

Sıcak ülke, sıcak insan, sıcak dost, sıcak yürek.

Ve ekmeğin sıcak buğusu ne güzel gözlere çağrı olup köşeye teklifsiz kendini buyur ediyor.

Kutsanmış sözcükler kadar anlamlı.

Değerli kılar ağızdan çıkan sözü.

Ansızın bir tutam umut misali olup sarar tepeden tırnağa.

Örselenmiş geçmişe melhem olup  sevince sesleniş kılar kendini bir bütün.

Bazen sel gibi avuçlara düşen  gözyaşını bir çırpıda iki sıcak kelamla kuruturmuş diyor yaşayan.

Gözlerde sevgi ışıltılarına gebe olup kan, irin akan biçare canın neşteriymiş.

Bazen umudu kanatlarına alıp gitmekte olan kırlangıcı umutsuza doğru yol aldırır şimşek hızıyla.

Rengini güneşten alan beşi birlik olup takılır  biçarenin  büynuna yeniden yaşam kaynağı misali.

Zehir zemberek baş aşağı gidişlere bend olup selamete çıkarır duvar dibinde  boynu bükük çocukluğunu yaşamayanı.
Bazen  sıcacık iki kelam   topuyla kilit üstüne kilit vurulan buz tutmuş  kapıyı açar sonuna dek kapıda eli boş  dönmekten olanı.
Neler olmaz ki;.